Bazen Bazı Anlar

Bazen Bazı Anlar

DALIP GİDİYORUM BAZEN BAZI ANLAR…

Bazı bazı anlar dalıp gitmek uzaklara… Oluyor mu size de? Böyle bazı bazı anlar uzaklara hatta o kadar uzaklara ki hayaller, kurduğum düşler adeta gerçekliğim oluyor. Ben bende değilim sanki gerçekliğimde, derin bir nefes alıyorum, gözlerimi uzaklardan alıyorum yanıma ve bakıyorum ki aslında gerçekliğim gerçekten gerçek değil sadece bir hayaldi kurduğum dünyada bir canlandırmaydı… Bir şans daha istiyorum, ben gözlerimi istemiyorum, gitsinler yine uzaklara ben bende olmak istemiyorum. Hayır nedenini sorma. Ne bekliyorsun sorarken? Neyin cevabını vermemi istiyorsun ki? Evet anladım istediğin cevap aslında basit ama sorma şeklin yanlış… Aslında sorman gereken soru “Gözlerini yanında istemeyecek kadar ne görüyorsun ki uzaklarda?” Bazı sözleri hatırlıyorum evet bir dakika aklıma gelecek geliyor bir dakika evet buldum “bazı bazı anlar kaldığın gerçeklik bazı bazı anlarda kurduğun dünya gibi olmaz bazen” Bazen gerçekler o kadar acıtır ki, darmaduman olursun, kalbinin kırıklarını toplamak zorunda kalırsın, gözlerindeki bulutların arkasından güneş doğmaz, yüreğin o güçlü bedenine göre son derece küçük yüreğin ağır gelmeye başlar… Bu böyle gitmez değil mi? E sende haklısın evet gitmez böyle. Şimdi anladın mı cevabını, gözlerimin uzakta ne bulduğunu gördün mü? Hala mı göremedin yoksa? Hadi ama çok basit “Gözlerim dünyanın gerçeklerinde bulamadığı mutluluğu görüyor uzaklarda, dünyanın bana fırsat sunmadığı hayallerimi gerçekleştirme imkanı veriyor uzaklar” Ne anladın ki bu dünyadan? Söyler misin bana ne anladın? Bana ne anladığını söyle dedim sana! Tamam kızmadım sende sakin ol gel konuşalım dertleşelim hadi biraz. Evet dinliyorum seni… Mutluluk istiyorsun tamam, ooo sevmek sevilmek istiyorsun artık tamam başkasına ait olmak istiyorsun tamam tamam yeterli ben senin derdini anladım sayılır şimdi sen beni dinle ama iyi dinle… Hayallerinde mutlu musun ki sen? Önce bir bu sorunun cevabını ver bana. Ben mesela çok mutluyum hatta o kadar mutluyum ki hayatımdaki bazı önemli kararlarımı bile hayallerim etkiliyor diyebilirim peki seni etkiliyor mu? E o zaman madem etkilemiyor madem hayallerinde o kadar mutlu değilsin madem gözlerini uzaklara gönderecek kadar cesaretin yok o zaman bu saydıkların nasıl olacak? Bir yerden başlamanın zamanı gelmedi mi sence? Biraz uzağa sonra biraz daha uzağa sonra bazı bazı anlarda kendinden o kadar uzaklara ki sen sende olma… Neye dikkat edeyim? Sen var ya aklımı mı okuyorsun benim, bende tam bu konudan bahsedecektim sabahtan beri anlatıyorum uzaklardan, hayallerden ama bir şeyi atlama sakın nefes aldığın yer uzaklar değil… Gittiğin yerden dönmesini de bileceksin kalmayacaksın orada uzaklar ile nefes aldığın yer arasında çok ince bir çizgi vardır. Aynı kıskanmak ve güvenmek arasında olduğu gibi. Çok uzun bir konu bu ama kısaca aradaki bağlantı şöyle ki çok aşırı kıskanırsan güvensizlik duygusu verirsin, eğer hiç kıskanmazsan da güvenin yerini vurdumduymazlık alır. Bir ilişkide olan bu ince çizgi neden uzaklar ve nefes aldığın yer arasında olmasın ki? Hadi bir düşünelim çok mutlusun her şey hayal ettiğin gibi gözlerin sadece mutluluk görüyor, hayallerinin gerçekleştiğini görüyor hem de sadece bazı bazı anlarda dalıp gitmenle belki bir sigara içerken, belki de bir ritim kulaklarını okşarken… Peki nefes aldığın dünya bu kadar rahat mı? Şimdi bana hak veriyorsun değil mi? Yok hayır üzülme lütfen, ben üzülmen için söylemedim bunları... İşte bazen bazı gerçeklerin acıttığı kısım bu maalesef. Nefes aldığın dünya senin uzaklardaki gözlerinin gördüğü gerçeklikler olmuyor bazen ve olmadığı içinde aslında bildiğin gerçeklikler sert bir yıkım ile yalanlara dönüşüyor. Çünkü insan bazı şeyleri düşündüğü gibi bulamazsa hemen inkar ediyor, yalanlıyor kısacası büyük bir yıkım yaşıyor. Dalıp gittiğin uzaklık ile nefes aldığın dünya arasında da böyle bir şey var işte… Dalıp gittiğin uzaklık istediğin gerçeklikler, kurduğun, senin inşa ettiğin dünya, ama nefes aldığın yer ise belki bazı anlarda “asla bana göre değil” dediğin dünya… Arasında ise ince bir çizgi var, kendini nefes aldığı dünyaya tam teslim etmiş insanların bazıları sadece yeniliyor, bazıları ise belkide hayata karşı dik duramıyor çünkü bir hayali yok rüzgar nereye ben oraya, e o zaman rüzgar seni nereye çarptırırsa… Ya peki sadece ve bazı bazı anlarda uzaklara dalıp giden insanlar sadece orada yaşarlarsa? Onlar daha mı mutlu oluyor? Orada yanılıyorsun işte, onlarda çoğu zaman yeniliyor ve zayıf düşüyor. Çünkü insanın hayatında iki dünyası oluyor ve insan her iki dünya arasında gidip gelmek zorunda. Ne nefes aldığı dünyada sıkışıp kalması gerekir ne de uzaklara dalıp gittiği kendi inşa ettiği dünyada… Arada bulunan ince çizgi arasında kendi inşa ettiği dünyayı nefes aldığı dünyaya taşımasını bilmesi gerekir, öyle ki dikkat ediyorum bunu başaran insanlar mutlu, neden mi? Kendini ne uzaklara teslim ediyor, ne de rüzgarın yönüne. Öylesine güçlü ki kendisi için kurduğu dünyayı, rüzgarın tam önüne koyuyor ve savaşıyor resmen. Bütün meselede burada aslında asla sıkışıp kalma. Dünyalarının arasında bir köprü kur, bir yol yap ve uzaklardaki mutlu dünyanı, bazı zamanlarda “asla bana göre değil” dediğin dünyanın tam ortasına dik. O zaman anlayacaksın ki senden mutlusu yok dünyada, çünkü asıl mesele uzaklardaki dünyanı, sana eşlik eden dünya ile birlikte yaşamak…

BİRİ OLMADAN DİĞERİNİN GÜÇSÜZ DÜŞTÜĞÜ ANLARDA İKİ DÜNYANI DA AL YANINA ÇÜNKÜ TEK DÜNYA İLE NEFES ALACAK KADAR GÜÇLÜ OLAMIYORSUN BAZI BAZI ANLARDA…

Bunları da Beğenebilirsin

2 yorum

  1. Biri olmak lazım en azından biri için. Anlatmak isteyip de anlatamadıklarımı sen anlatmışsın kardeşim. Kalemine sağlık

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah razı olsun ağabey, teşekkür ederim :)

      Sil

Bloglar yorumlarla beslenir, yorumlarla büyür.

Kişisel Blog Ahmet Bilmez Kişisel Blog Yalçın Güler